KÖMÜRLÜ TERMİK SANTRAL KAPASİTESİ KÜRESEL ÖLÇEKTE KÜÇÜLÜYOR



Global Coal Plant Tracker'a (Küresel Kömür Santrali Takipçisi-GCPT) göre inşaat öncesi planlama, inşaata başlama ve projelerin tamamlaması dahil olmak üzere, kömür kurulu gücündeki büyümeye dair belli başlı tüm göstergelerde 2017 yılı düşüş görülen ikinci yıl olarak kayda geçti. Düşüş, öncelikle Çin'deki merkezi hükümet kısıtlamalarına ve Hindistan'da finansal ve politika desteğinin azalmasına bağlı olarak gerçekleşti ancak dünyanın geri kalanındaki kapasite de düşmeye devam etti. Geçtiğimiz üç yılın rekorunu sürdüren küresel ölçekte kapatılan kömürlü termik santral kurulu gücü 2017 yılında 25.000 megawatt’ı (MW) aştı.

Kömürlü termik santraller ile ilgili 2017'deki önemli gelişmeler:
- Yapımı yeni tamamlanmış kömürlü termik santrallerde yıllık %28 düşüş; son iki yılda %41 düşüş.
- İnşaata başlama oranında bir yıl öncesine göre %29’luk düşüş; son iki yılda %73’lük düşüş.
- İnşaat öncesi izin süreçlerine başlama oranında bir yıl öncesine göre %22’lik düşüş; son iki yılda %59’luk düşüş.
- İnşaat faaliyetinde %23'lük bir düşüş; son iki yılda %38 düşüş.
- 34 ülke ve eyalet, valilik gibi yerel yönetim tarafından desteklenen ve büyüyen aşamalı bir kömürden çıkış hareketi.

Kömürlü Termik Santral Kapasitesi Geriliyor
Yeni tesislerin devreye alınması, inşaata başlama ve devreye alınma oranları da dahil olmak üzere birçok gösterge, yeni kömürlü termik santral kapasitesinde bir gerilemeye işaret etmekte. Bu arada, eski tesislerin kapatılma hızı da giderek artıyor. Sonuç olarak, kömürlü termik santral kapasitesi sıkışmış durumda. Mevcut eğilimler devam ederse, 2022 yılına gelindiğinde yıllık kapatılan santral kurulu gücü, o yıl kurulan yeni kapasitenin üzerinde olacak yani küresel kömürlü termik santral filosu küçülmeye başlayacak.



Bu göstergeler arasında, inşaata başlama göstergesi, gelecekte yaşanacak kömürlü termik santral kapasitesi artışı tahmini için özellikle önemli. Hali hazırda inşaatı devam eden santraller 35 ülkede 260 farklı noktada olsa da yeni başlanan inşaatlar coğrafi olarak kısıtlı dağılmış durumda. 2017 yılında, 12 ülkede 62 noktada inşaata başlandı. Bunların 45’i yeni inşaat, 17’si ise mevcut santrallere ek ünite inşaatı oldu.

Kömürlü termik santrallerin geleceği açısından diğer bir gösterge de başlanan inşaatlar ve kapanma eğilimlerinin kombinasyonu. Son 20 yılda kömürlü termik santrallerin kapanma eğiliminde önemli bir artış görülüyor: 2015-2017 yıllarında 97.193 MW, 2012-2014 yıllarında 65.877 MW ve 2009-2011 yıllarında 42.334 MW kurulu güçte kömürlü termik santral kapandı.




Türkiye kömürlü termik santral projelerine devam ediyor
Dünya genelindeki kömürlü termik santrallerde kapanma hızı artarken Türkiye’de durum farklılık gösteriyor. Her ne kadar 2017’de hiç yeni kömürlü termik santral inşaatı başlamamış olsa da üç yerde toplam 1300 MW kurulu güçte kömürlü termik santral inşaatı devam ediyor. Türkiye’de aynı zamanda proje ve izin aşamasında 41.760 MW kurulu güçte kömürlü termik santral projesi var. Son birkaç yıldır, halkın yörelerindeki yoğun mücadelesi sonucunda, birçok projeden vazgeçildi.

Diğer ülkelerdeki durumu da içeren daha detaylı bilgi için Yükseliş ve Çöküş 2018 raporunu inceleyebilirsiniz:  https://endcoal.org/wp-content/uploads/2018/03/BoomAndBust_2018_Turkish3.pdf



Paris Etkisi: İklim Eylemi’nin Son İki Yılı


İki yıl önce imzalanan ve bir yıl geçmeden yürürlüğe giren Paris Anlaşması, yıl dönümünde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından çağrısı yapılan Tek Gezegen Zirvesi’nde kutlanacak. Paris Anlaşması’nın imzalandığı 12 Aralık 2015’ten beri ortaya gelişmeler; siyasette ve ekonomide paris etkisini aşağıda görebilirsiniz:

Paris’e diplomatik destek giderek artıyor:


1)    Paris Anlaşması, Paris’te imzalanmasının ardından bir yıl geçmeden ve bu denli iddialı bir küresel anlaşma için olağanüstü hızlı bir şekilde, 4 Kasım 2016’da yürürlüğe girdi.[1] Paris Anlaşması’nın beklenenden daha hızlı onaylanmış olması, onaylanması için yedi yıl beklenen 1997 Kyoto Protokolü’yle karşılaştırıldığında, küresel düzeyde iklim değişikliğini sınırlandırma taahhütlerine güçlü bir bağlılık olduğunu ortaya koyuyor.[2]
2)    Paris Anlaşması 16 Kasım 2017 itibarıyla, 195 ülke tarafından imzalanarak ve 170 ülke tarafından onaylanarak, küresel emisyonların %88’sini kapsamakta.[3] Nikaragua[4] ve Suriye’nin[5] Paris Anlaşması’nı sırasıyla Ekim ve Kasım 2017’de imzalamalarıyla birlikte Donald Trump yönetimindeki ABD Anlaşma’nın başarısı için taahhüt vermeyen tek ülke oldu.
3)    Türkiye’nin de aralarında bulunduğu, G10 ülkeleri, Paris Anlaşması’nı geri dönülemez olarak tanımlayan ve ulusal iklim hedeflerinin gerçekleştirilmesinin öneminin altını çizen bir açıklamayı desteklediler.
G19 taahhüdü - “Diğer G20 üyelerinin liderleri Paris Anlaşması’nın geri dönülemez olduğu konusunda hemfikirler (…) Hepimiz sera gazı emisyonlarının azaltılması konusunda kararlıyız (…) ve düşük emisyonlu enerji sistemleri doğrultusunda çalışıyoruz.[6]
4)    Ülkeler anlaşmaya politik bağlılıklarını açıklamaya devam ediyor. Almanya, İtalya ve Fransa liderleri Anlaşma’yı desteklediklerinin altını çizen bir ortak açıklamayı Temmuz 2017’de yayınladılar.[7] Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, tüm imzacı ülkelerin Anlaşma’ya bağlı kalmaları gerektiğini ifade etti,[8] ve Çin’in İklim Değişikliği Müzakerecisi Xie Zhenuhua Paris Anlaşması hedeflerinin gerçekleşmesi için Çin’in “uluslararası sorumlulukları yüklenmeye” hazır olduğunun altını çizdi.[9]
5)    Trump, Anlaşma’dan çekileceklerini açıkladı. Ancak ABD halen Anlaşma’nın tarafı olmaya devam ediyor,[10] zira Anlaşma’dan çıkmak isteyen ülkeler 12 ay önceden bildirmek ve Anlaşma’nın yürürlüğe girmesinden itibaren üç yıl beklemek zorundalar.[11] ABD en erken 4 Kasım 2020’de Anlaşma’dan çıkabiliyor ve bu tarih bir sonraki ABD başkanlık seçimlerine denk geliyor.
6)    Federal hükümet dışı aktörler Başkan Trump’a rağmen ABD iklim eylemine öncülük ediyor. Trump Hükümeti’nin Paris Anlaşması’na biçimsel karşıtlığı eyalet, şehir ve diğer federal hükümet dışı aktörlerin iklim taahhütlerini güçlendirmelerini teşvik etmeye yaradı.  5 Haziran 2017’de faaliyete geçen 'Biz Hala Buradayız’ (‘We Are Still In'), ABD nüfusunun yarısından fazlasını ve ABD ekonomisinin 6.2 trilyon ABD dolarını temsil eden bir eyalet, şehir ve şirketler koalisyonu.[12] Eski New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg ve California Valisi Jerry Brown tarafından kurulan Amerika’nın Taahhüdü (America’s Pledge)[13] inisiyatifi, emisyon azaltım hedefleri belirleyen 20 eyalet, 10 şirket ve 1400’ü aşkın şirkete dikkat çekti. Birlikte, 10,1 trilyon ABD dolarlık bir GSYİH’ye sahip dünyanın en büyük üçüncü ekonomisine denk geliyorlar.

Ülkeler İklim Eylem Planlarını Arttırıyor

Paris Anlaşması hükümetlerin emisyon azaltım planlarını gözden geçirmelerini ve zaman içerisinde iddialarını arttırmalarını bekliyor.[14] Birleşmiş Milletler Ekim 2017’de [15] mevcut ulusal taahhütlerin 2100 yılına kadar 3.2°C derecelik bir ısınmaya yol açacağı -yani karbonsuzlaştırma maliyetleri düşmeye devam ederken ve yararları daha da belirginleşirken ülkelerin daha da fazlasını gerçekleştirmeye yönelik taahhütlere devam etmelerinin esas olduğu- konusunda uyardı.
Hükümetler taahhütlerindeki son güncellemeler hakkında bilgi vermek için 2020 yılında bir araya gelecek,[16] ancak bazı ülkeler bu sürece şimdiden başladı.
1)    Fransa 2050 yılına kadar karbon nötr olmak için iklim mevzuatını güçlendirmeyi planlıyor. [17]
2)    Yeni Zelanda bir sıfır karbon yasası planlıyor ve 2050 yılına kadar emisyonları sıfırlayacağına dair taahhütte bulunacak.[18]
3)    Norveç ve İsveç karbon nötr olma hedeflerini hızlandırdılar; Norveç tarihi 2050’den 2030’a çekti,[19] İsveç ise 2045’e kadar karbon nötr olmayı hedefliyor.[20]
4)    Marakeş İklim Zirvesi sırasında faaliyete geçen 2050 Patikaları Platformu, sıfır karbonlu bir ekonomiyi planlamak üzere 22 ülke, 15 şehir ve 196 şirketi bir araya getiriyor.[21] 
5)    İklim değişikliğinden orantısız şekilde etkilenen 48 gelişmekte olan ülkeden oluşan İklim Kırılgan Forumu,[22] uzun vadeli bir karbonsuzlaştırma planı geliştirmeyi ve 2020’den önce iklim taahhütlerini güncellemeyi vaat etti.[23]
6)    Fiji Başkanlığı’nda yürütülen Kasım 2017 COP23 iklim müzakereleri, iddiaları arttırmak ve Anlaşma’nın hedefini gerçekleştirmek amacıyla ulusal taahhütleri ve uyum çalışmalarını izlemek için bir çerçeve belirledi.[24]
7)    Birleşmiş Milletler iklim bilimi paneli IPCC küresel ısınmanın Paris Anlaşması’nda belirlenen ve iddialı bir hedef olan 1.5°C derece ile nasıl sınırlandırılabileceğini konu alan önemli bir çalışmaya başlıyor.[25] Sonuçlar Eylül 2018’de yayınlanacak.

Yenilenebilir enerjiye geçiş hızlandı


Paris Anlaşması çerçevesinde yenilenebilir enerji hedeflerini yükselten ülkelerin sayısı artıyor.[26] Paris Anlaşması çerçevesinde verilen taahhütler, dünyanın en büyük sekiz ekonomisi tarafından tedarik edilen yenilenebilir enerji miktarının önümüzdeki 15 yıl içinde iki misli artacağını gösteriyor. [27] Sadece Hindistan ve Çin’in taahhütleri bile 2030 yılına kadar dünyanın rüzgar ve güneş kapasitesini ikiye katlayabilir. [28] .

1)    Çin’in güneş enerjisi kurulu gücü Temmuz 2017 itibarıyla 112GW’a erişti ve böylece Çin 2020 hedeflerini üç yıl erken gerçekleştirmiş oldu.[29]
2)    Hindistan son iki yıl içinde toplam 9GW’lık güneş enerji santrali kurdu ve 2020’ye kadar 37GW kadar büyük bir miktar daha eklemeyi planlıyor.[30] 2017 yılında Hindistan’da yenilenebilir enerji kurulu gücü, bir önceki yıla kıyasla %66 büyüyerek, ilk defa fosil yakıt kurulu gücünün önüne geçti.[31]
3)    ABD’de rüzgar ve güneş enerjisi yeni toplam kurulu gücün %60’dan fazlasını teşkil ediyor.[32] Mart 2017’te, rüzgar ve güneşe dayalı elektrik üretiminin şebeke eklenmesiyle birlikte, yenilenebilir kaynaklara dayalı aylık elektrik üretim miktarı nükleer kaynaklı elektrik miktarını geçti.[33]
4)    Birleşik Krallık’ta 2017 yılında rüzgara dayalı elektrik üretimi nükleere dayalı elektrik üretiminden daha ucuz oldu ve offshore rüzgar maliyeti %50 düştü.[34]
5)    2017’de Almanya’da ilk defa rüzgara dayalı elektrik üretimi nükleer ve taş kömüre dayalı elektrik üretiminin önüne geçti.[35]
6)    Yenilenebilirler 2015 yılında kömürün önüne geçerek yeni elektrik santrali kurulu gücünde en çok kullanılan kaynak oldu.[36]  Dünyanın en varlıklı ülkelerinin yenilenebilir kaynaklara dayalı elektrik üretimi beş yıl öncesiyle kıyasladığında, %70 artmış durumda.

Küresel sermaye fosil yakıt şirketlerini terk ediyor ve düşük karbonlu geleceğe yatırım yapıyor.


Yatırımcıların düşük karbonlu bir gelecekte varlıkların atıl duruma düşeceğine dair çekinceleri arttıkça, fosil yakıt şirketlerinden çekiliyorlar. İklim politikalarının değerleri finans dünyasına sirayet etmeye başladı ve çok sayıda yatırımcı fosil yakıt yatırımları Paris Anlaşması hedeflerine ters düştüğü için yatırımlarını geri çekiyor. [37]

1)    Norveç ulusal varlık fonu –dünyanın en büyük ulusal varlık fonu- kömüre yatırım yapan şirketlerden yatırımlarını çekme kararı aldı. [38] Kasım 2017’de, fonu yöneten Norges Bank Maliye Bakanlığı’na petrol ve doğal gaz varlıklarından da vazgeçilmesine dair bir teklif sundu.[39] Bonn İklim Görüşmeleri sırasında, Norveç’in en büyük özel emeklilik fonu Storebrand 1,1 milyon euroluk fosil yakıt içermeyen yeni bir fon başlatarak Norveç kamu emeklilik fonuna da aynı yolu izlemesi çağrısında bulundu.[40]
2)    Paris Anlaşması’nın ertesinde, Avustralya, Kanada, Çin, Avrupa, ABD ve Japonya’daki dünyanın en büyük 37 bankası 2015 ve 2016 yılları arasında fosil yakıt yatırımlarını %22 oranında azalttı.[41]
3)    Danimarka’nın en büyük dördüncü emeklilik fonu PKA kömür yatırımlarından vazgeçmeyi düşünüyor. [42] Nisan 2017’de PKA beş Kanadalı petrol şirketinden yatırımlarını çekti ve 44 şirketi, düşük karbonlu bir ekonomide atıl duruma düşme risklerini değerlendirmek üzere, araştırdı. [43]
4)    Özel sektör de yatırımlarını fosil yakıtlardan çekme kararları alıyor. Deutsche Bank,[44] Crédit Agricole ve Société Générale,[45] gibi büyük yatırımcıların kömür projelerine yatırım yapmaktaki tereddütleri giderek artıyor. RBS[46] ve Brezilya kalkınma bankası BNDES[47] gibi diğer bankalar ise yatırımlarını fosil yakıt projelerinden çekiyor ve yenilenebilir enerji projelerine yöneliyorlar. BNP Paribas Ekim 2017’de kaya ya da katran kumullarından çıkarılan petrol ve gazla ilişkili şirketlere finansman sağlamayı durduracağını açıkladı. Daha önce de kömür projelerini finanse etmeyeceğini açıklamıştı.[48] Mart 2016’da JPMorgan gelişmiş ülkelerde yeni kömür yatırımlarını sonlandıracağını açıkladı.[49]  Sigorta devi Axa kömür yüzünden riski en yüksek olan şirketlere yatırım ve sigorta desteği vermeyi keseceğini açıkladı.[50]
5)    Mayıs 2016’da Bill ve Melinda Gates Vakfı[51] fonlarını BP’den çekti; Bir dizi Katolik grup[52] tüm fosil yakıt şirketlerinden yatırımlarını çekti.  Haziran 2017’de, İklimle Bağlantılı Finansal Beyanlar Görev Gücü (TCFD),[53] şirketlere risklerin üstesinden gelebilmeleri için iklim risklerini ve stratejilerini beyan etmeleri konusunda öneriler yayımladı. Yatırımcılar TCFD’nin önerilerine uydukları takdirde, trilyon dolarlıklık yatırımlar fosil yakıtlardan çekilerek, temiz enerji teknolojileri ve yenilenebilir enerjiye aktarılacak.[54]

Kömürü aşamalı olarak terk eden ülkelerin sayısı artmaya devam ediyor


1)    Kömür Sonrası Elektrik Üretimi İttifakı (Powering Past Coal Alliance), kömürlü termik santrallerin kapatılmasını küresel düzeyde hızlandırmayı amaçlayan, 25 ülkeden oluşan ve 2017 iklim müzakereleri toplantısında faaliyete giren bir grup.[55] 2018 sonunda üye sayısını en az 50’ye çıkarmayı hedefleyen grubun yeni üyelerinin de Tek Gezegen Zirvesi’nde (One Planet Summit) açıklanması bekleniyor.
2)    2015 yılında Birleşik Krallık, 2025 yılına kadar tüm kapatılmamış kömürlü termik santrallerini kapatmayı vaat ederek, kömürden aşamalı olarak vazgeçmeyi taahhüt etti.[56] Kanada 2030 yılına kadar kömüre dayalı elektrik üretimini sonlandıracağını vaat etti.[57]
3)    Avrupa’da ise, Finlandiya 2030’a kadar kömüre dayalı elektrik üretimini sonlandıracak,[58] hala açık olan kömürlü termik santraller Avusturya’da 2025 yılına kadar,[59] Portekiz [60] ve İsveç’te [61] 2030’a kadar kapatılacak. Belçika’daki en son kömürlü termik santral Nisan 2016’da kapatıldı.[62] Hollanda tüm kömürlü termik santrallerini aşamalı olarak 2030’a kadar kapatacağını resmen duyurdu.[63] İtalya ise kömüre dayalı elektrik üretimini 2025 yılına kadar sonlandırmak üzere çalışmalara gerçekleştiriyor.[64]

4)    Çin kömüre dayalı elektrik talebindeki düşüşe cevaben 151 kömürlü termik santral çalışmasını erteledi ya da durdurdu.[65] Hindistan 37 kömürlü termik santrali kapatıyor, [66] kömürlü termik santral projelerini iptal ediyor ve kömür yerine güneş enerjisine odaklanıyor.[67] Güney Kore Başkanı Moon Jae-in kısa süre önce 10 kömürlü termik santralin kapatılacağını açıkladı.[68]
5)    Birçok ABD eyaleti kömür kullanımını sonlandırmayı vaat etti, bir kısmı da bunu şimdiden gerçekleştirdi. California eyaletinin son kömürlü termik santrali 2014 yılında kapatılırken, Massachussets eyaletindeki ise bu yıl kapatıldı. Connecticut, Hawaii, New York ve Oregon eyaletleri 2020’li yılların başlarında, Washington eyaleti 2025’te ve New Mexico eyaleti 2030 yılında kömür kullanımı terk etmiş olacak.[69]

Paris Anlaşması’nın ardından petrol devleri planlarını gözden geçiriyor


Petrol ve gaz sektörü Paris Anlaşması’nın yatırım planlarıyla uyumlu olduğunu ileri sürdü, [70] ancak kimi üst düzey yöneticiler anlaşmanın sektörünün değişmek zorunda kalacağı anlamına geldiğini itiraf etti. .[71]
1)    Ekim 2016’da ExxonMobil, düşük karbonlu bir gelecekte 3,6 milyar varil petrol kumu ve Kuzey Amerika rezervlerinden 1 milyar varilin atıl duruma düşeceğini söyledi,[72] ve XTO Energy satın alımından kaynaklanan 2 milyar ABD dolarlık doğal gaz varlığının defter değerini azalttı.[73] Şubat 2017’de ise, ExxonMobil 3,5 milyar varil Kanada kum petrolünün maliyetini yüksek bularak, iptal etti.[74]
2)    BP, ExxonMobil, Shell ve Total’in de aralarında bulunduğu 8 büyük petrol şirketi, iklim değişikliği kaygılarının artması neticesinde doğal gaz tedarik zincirleri boyunca açığa çıkan metan emisyonlarını azaltacaklarını taahhüt etti.[75] Mayıs 2017’de, aralarında BP, ExxonMobil, Chevron ve Shell’in de bulunduğu önde gelen enerji şirketleri, petrol şirketlerinin düşük karbonlu ekonomiye geçişe hazırlanmaları gerektiğini kabul etti ve Başkan Trump’a Paris Anlaşması’ndan çıkmama çağrısı yaptı.[76]
3)    Büyük petrol şirketleri kırılgan Kanada Artik’i [77] ve Büyük Avustralya Körfezi’ni[78] de kapsayan “yeni bölgelerde” petrol sondajına yapılacak büyük yatırım planlarından vazgeçiyorlar.
4)    Petrol ve gaz şirketleri 2014 yılının ortasından beri çalışanlarını işten çıkarıyor ve bir tahmine göre o tarihten Ocak 2015’e kadar geçen dönemde 350,000 işten çıkarma vakası meydana geldi[79]. Petrol ve gaz piyasalarının uzun süreden beri düşüşte olmasıyla beraber BP, Chevron, ExxonMobil ve Shell 2016 yarı yılı için zarar ya da yetersiz kâr bildiriminde bulundu. [80]

Elektrikli araçlar artık daha hızlı yaygınlaşıyor, benzinli araçlar yasaklanıyor

Son yıllarda elektrikli araçlar, teknolojik gelişmelerin hükümet, yatırımcı ve otomotiv üreticilerin iddialarını arttırmasıyla birlikte, çok büyük gelişme gösterdi. Aynı zamanda, ABD, Çin ve Avrupa’da gün geçtikçe katılaşan yakıt ekonomisi kuralları elektrikli araç sektöründe önemi bir büyümeye yol açacaktır.
1)    Birçok ülke yeni dizel ve benzinli araçların satışının yasaklanacağı tarihleri açıkladılar - Çin,[81] Fransa,[82] Hindistan,[83] Hollanda,[84] Norveç,[85] ve Birleşik Krallık.[86]
2)    Aralarında Londra, Los Angeles, Paris ve Vancouver’ın da bulunduğu 12 büyük şehir, bir “fosil yakıtsız sokaklar” bildirgesi imzalayarak 2025 yılından itibaren sıfır fosil yaktı emisyonlu otobüsler satın alma ve 2030’dan itibaren sıfır emisyonlu bölgeler kurma sözü verdiler. [87]
3)    Büyük üreticilere ait bir dizi yeni otomobil modeli[88] geleceğin araçlarının elektrikli araçlar olduğunu akla getiriyor. 2017’de belli başlı otomobil üreticileri 2025’e kadar 207 elektrikli araç modelini satışa çıkarma planlarını açıkladılar. Öngörülen satış miktarı ise yılda 6 milyon elektrikli otomobil.[89] General Motors (GM), Ford, BMW, Nissan, Renault ve Volkswagen elektrikli SUV ve minivan’lar da olmak üzere elektrikli araç üretim planlarını açıkladılar. [90]
4)    Yatırımcılar elektrikli araçlar konusunda iyimser. Büyüme, hükümet teşvikleri, çevresel talimatlar ve elektrikli araçların düşen fiyatlarına bağlı olarak, öngörülenden fazla oldu.[91]
5)    Uluslararası araştırma enstitüleri, elektrikli araç ivmesine dair rakamları önemli miktarda arttırıyor.[92] OPEC 2016’da yayınladığı raporda, 2040 yılı elektrikli araç satış tahminini neredeyse %500 artırarak, 46 milyondan 266 milyon elektrikli araca yükseltti.[93] Uluslararası Enerji Ajansı(IEA), baz senoryaya göre yaptığı projeksiyonda 2030 yılı elektrikli araç sayısı iki kattan fazla artırarak 23 milyondan 58 milyona yükseltti.[94] BNEF’in son 2040 projeksiyonunda ise elektrikli araç sayısı 2016 yılındaki 405.8 milyon[95] 530 milyona yükseldi.[96]






[89] BNEF. Car Companies Ramp Up Their EV Offerings: Increasing Sales Targets. June 6, 2017. Accessed via Bloomberg Network. 
[96] BNEF. Comparison of Long-term EV Adoption Forecasts. July 14, 2017. Accessed via Bloomberg Network.