Türkiye'de Erken Ölüme En Çok Neden Olan Çevre Sorunu Hava Kirliliği




Tıp dünyasının en önde gelen akademik yayınlarından Lancet’te yayınlanan ve 2015 yılını temel alan çalışma, çevre kirliliğinin küresel ölümlerin yaklaşık %16’sından sorumlu olduğunu ortaya koyuyor. Hava, su, toprak ve çalışma ortamındaki kirlilik, dünyada her yıl 9 milyon insanın erken ölümüne sebep oluyor. Bu rakam dünyada AIDS, tüberküloz ve sıtma kaynaklı tüm ölümlerin toplamının üç katından daha fazla. Çalışmaya göre, çevre kirliliği kaynaklı ölümlerin %92’si orta ve düşük gelir ortalamalarına sahip ülkelerde yaşanıyor.

Türkiye’nin karnesi de zayıf
Rapora göre Türkiye’de çevre kirliliği her yıl yaklaşık 42 bin insanın erken ölümüne sebep oluyor. Ülkemizde insanların %13’ü çevre kirliliği kaynaklı nedenler yüzünden hayata erken veda ediyor. Bu oran İngiltere’de % 8.3 iken ABD’de ise % 5.7.

Türkiye’de çevre sorunları arasından en çok erken ölüme ise hava kirliliği sebep oluyor
Raporun bulgularına göre hava kirliliği Türkiye’de her yıl yaklaşık 30 bin kişinin erken ölümünden sorumlu. Bu ölümlerin çoğu, kalp hastalığı, felç, akciğer kanseri ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gibi bulaşıcı olmayan hastalıklardan kaynaklanıyor.
Türkiye’de hava kirliliğini azaltarak inme, kalp hastalıkları, akciğer kanseri ve astım gibi pek çok kronik ve akut solunum sistemi hastalıklarının sayısını azaltılabilir.  


Hindistanlı çiftçiler ve balıkçılar IFC finansmanlı termik santral için ABD'de mahkemeye gidiyor




ABD Yüksek Mahkemesi, IFC (Uluslararası Finans Kurumu) tarafından finanse edilen ve çevresel zararlarla sonuçlanan Hindistan Gujarat'taki bir elektrik santrali karşısında Hintli köylülerin temyiz başvurusunu kabul etti.
Budha İsmail Jam'in liderliğindeki köylüler, diğer çiftçiler ve balıkçılar ile birlikte kömürlü Tata Mundra Santrali'nin yaygın çevresel zararlara yol açtığını iddia ediyorlar. Dünya Bankası'nın finansman kanadı Washington DC merkezli Uluslararası Finans Kurumu (IFC), projeye 450 milyon dolarlık mali yardım sağlamıştı. Yerel mahkeme, IFC'nin 1945 Uluslararası Örgütler Bağışıklığı Yasası kapsamında dokunulmazlığı olduğunu ifade ederek Jam’in talebini reddetmişti. Bu nedenle Jam ve diğer davacılar bu yıl yüksek mahkemenin kapısını çalmıştı. Köylüler dilekçelerinde, Tata Mundra Santrali'nin uluslararası çevre standartlarına uymadığını savunurken “Uluslararası örgütler bu ülkenin ve dünyanın ekonomik ortamında giderek artan bir rol oynamaktadır. Bu nedenle, her türlü davaya karşı bağışıklıkları olup olmadığı konusu büyük önem taşıyor ” ifade etti.

Kömürlü Termik Santral Kapasitesi Küresel Ölçekte Küçülüyor



Global Coal Plant Tracker'a (Küresel Kömür Santrali Takipçisi-GCPT) göre inşaat öncesi planlama, inşaata başlama ve projelerin tamamlaması dahil olmak üzere, kömür kurulu gücündeki büyümeye dair belli başlı tüm göstergelerde 2017 yılı düşüş görülen ikinci yıl olarak kayda geçti. Düşüş, öncelikle Çin'deki merkezi hükümet kısıtlamalarına ve Hindistan'da finansal ve politika desteğinin azalmasına bağlı olarak gerçekleşti ancak dünyanın geri kalanındaki kapasite de düşmeye devam etti. Geçtiğimiz üç yılın rekorunu sürdüren küresel ölçekte kapatılan kömürlü termik santral kurulu gücü 2017 yılında 25.000 megawatt’ı (MW) aştı.

Kömürlü termik santraller ile ilgili 2017'deki önemli gelişmeler:
- Yapımı yeni tamamlanmış kömürlü termik santrallerde yıllık %28 düşüş; son iki yılda %41 düşüş.
- İnşaata başlama oranında bir yıl öncesine göre %29’luk düşüş; son iki yılda %73’lük düşüş.
- İnşaat öncesi izin süreçlerine başlama oranında bir yıl öncesine göre %22’lik düşüş; son iki yılda %59’luk düşüş.
- İnşaat faaliyetinde %23'lük bir düşüş; son iki yılda %38 düşüş.
- 34 ülke ve eyalet, valilik gibi yerel yönetim tarafından desteklenen ve büyüyen aşamalı bir kömürden çıkış hareketi.

Kömürlü Termik Santral Kapasitesi Geriliyor
Yeni tesislerin devreye alınması, inşaata başlama ve devreye alınma oranları da dahil olmak üzere birçok gösterge, yeni kömürlü termik santral kapasitesinde bir gerilemeye işaret etmekte. Bu arada, eski tesislerin kapatılma hızı da giderek artıyor. Sonuç olarak, kömürlü termik santral kapasitesi sıkışmış durumda. Mevcut eğilimler devam ederse, 2022 yılına gelindiğinde yıllık kapatılan santral kurulu gücü, o yıl kurulan yeni kapasitenin üzerinde olacak yani küresel kömürlü termik santral filosu küçülmeye başlayacak.



Bu göstergeler arasında, inşaata başlama göstergesi, gelecekte yaşanacak kömürlü termik santral kapasitesi artışı tahmini için özellikle önemli. Hali hazırda inşaatı devam eden santraller 35 ülkede 260 farklı noktada olsa da yeni başlanan inşaatlar coğrafi olarak kısıtlı dağılmış durumda. 2017 yılında, 12 ülkede 62 noktada inşaata başlandı. Bunların 45’i yeni inşaat, 17’si ise mevcut santrallere ek ünite inşaatı oldu.

Kömürlü termik santrallerin geleceği açısından diğer bir gösterge de başlanan inşaatlar ve kapanma eğilimlerinin kombinasyonu. Son 20 yılda kömürlü termik santrallerin kapanma eğiliminde önemli bir artış görülüyor: 2015-2017 yıllarında 97.193 MW, 2012-2014 yıllarında 65.877 MW ve 2009-2011 yıllarında 42.334 MW kurulu güçte kömürlü termik santral kapandı.




Türkiye kömürlü termik santral projelerine devam ediyor
Dünya genelindeki kömürlü termik santrallerde kapanma hızı artarken Türkiye’de durum farklılık gösteriyor. Her ne kadar 2017’de hiç yeni kömürlü termik santral inşaatı başlamamış olsa da üç yerde toplam 1300 MW kurulu güçte kömürlü termik santral inşaatı devam ediyor. Türkiye’de aynı zamanda proje ve izin aşamasında 41.760 MW kurulu güçte kömürlü termik santral projesi var. Son birkaç yıldır, halkın yörelerindeki yoğun mücadelesi sonucunda, birçok projeden vazgeçildi.

Diğer ülkelerdeki durumu da içeren daha detaylı bilgi için Yükseliş ve Çöküş 2018 raporunu inceleyebilirsiniz:  https://endcoal.org/wp-content/uploads/2018/03/BoomAndBust_2018_Turkish3.pdf